Yağıyor yağmıyor kavgasından sonra o gün yanında kaldığım arkadaşıma veda ederek evinden ayrıldım. Hızla köşeyi döndüm ve işteeeeee bugün bunları yazmama neden olan manzarayla karşılaştım: Bir göl ve taş yolu . Taş yol tam beş metre kadardı ve her bir taşın arasında yetişkin bir adamın bir adım atabileceği kadar mesafe vardı. Bu benim yağmur teorimi haklı çıkarıyordu. Durdum ve gözlerimi kısarak yola baktım. Evet evet bunlar Hansel ve Grathel kitabındaki gibi arkadaşım kızıl marul evini bulsun diye babasının yere serptiği taş görünümlü ekmek kırıntılarıydı! Vay canına dedim .. Ama sonra düşündüm ve arkadaşım kızıl marulun evini bulabilecek kadar büyük olduğuna ve evlerinin hiç de karışık bir yerde olmadığına karar verdim. Tabi ya..bu taş yol daha önce de dikkatimi çekmişti ve kızıl marula sormuştum ne olduğunu. Benimki de ne tahmin amaJ Oysa babası yol su olduğunda geçebilmesi için kızıl marula bir taş yol yapmıştı. Su seviyesi taşların zeminine dayanmıştı. Bir an arkadaki uzun yoldan gitmeyi düşündüm ama eğer bu yoldan gitmezsemsem henüz sokak başından geçecek olan minibüsü kaçırabilirdim. Yaramaz çocukların yaramazlık yapacağı vakit yüzüne ilişen o ifade tam da o anda benim yüzüme uçup konduJTabi düşebilirdim de ama nedense beynim bu düşünceyi iteleyerek dışarı çıkarmaya çalışıyordu. Adımım ağır ağır ilerledi ve bu sefer olmayacak, düşmeyeceğim umuduyla bastı yüzeyi küçük kaya taşına.. İşte ilk adımımı atmıştım.. Çok eğleniyordum.. Aynı küçük yaşta bir çocuk gibi düşüncesiz ve heyecanla hareket etmek bana garip bir haz veriyordu. Ayak tabanlarımın sert kaya parçalarına dengeli dokunuşunu hissediyordum. 10. 12. 13. yü de başardım ve işte 14. Taştaydı sıra..Ve her şey o bir saniye içinde gerçekleşti, ben yine kayıp yitip gitmiştim.. Ah çetrefilli kaya parçası..Yine mi yenik düştüm yani sana.. Ve işte o an aniden gözden kayboluşumun hüzünlü töreniydi . Şaşkın iri gözlerim açık mavi jean imin dizden aşağısının koyu maviye çalan kahverengiye büründüğünü gördü. Ben çamurun içindeydim . Ama gülümsedim ..Yoksa nasıl yola devam ederdim. Belki de beynim bedenime bir oyun oynayıp sıkıcı, düpedüz, monoton hayatımda bugünü hatırlayabileceğim bir kurgu yaratmıştı sonunda düşmek bile olsa. Kim bilir belki de sadece bugünü özel kılan basit bir anın hafızamda yer etmesini istemişti. Hatta belki de şuan parmaklarımı yazma arzusuyla harflere boğan ve engel olamadığım adlandırılamayan dürtünün sebebi tam olarak da bu eşsiz kurguydu.
Evet asıl beni yazmaya iten şeyi yazarak keşfediyorum.. Satır aralarında dolanmaktan yuvarlak harflerin içinde cirit atmaktan, yazım yanlışlarının içinde kaybolmaktan, benim bile bazen şaşkına döndüğüm hayal gücümün sınırlarındaki tellere dokunup parmaklarımı kanatmaktan zevk alıyorumJ Yazma sebebim bu evet! Yazılarıma saklanarak kendimi bulmaya çalışıyorum.. İşte bu kadar basitJBen küçük, yeşil, döndüğü dünya yaprağını biraz kemirerek iz bırakmaya çalışan basit, çirkin bir tıltılım..Sadece kelebeğe dönüşüp bir günlük de olsa uçup hayallerimi gerçekleştireceğim günü bekliyorum..
