28 Nisan 2011 Perşembe
utançla üşüyen gözlerimi olabilecek en gizli yerlere, en derinlerime kaçırdım hemen.. bağlanmaktan korkar gözlerim sevgili.. ya bir daha ayıramazsa gözlerim gözlerinden kendini? ya kayıp gidersen yüreğimden tam da yüreğim sevmişken yüreğini? O zaman nasıl geçerim arasından anılarımız kokan düşlerimin? Hem de bir başıma? Senle kurduğum senli hayallerin dirilmesine izin ver.. ve affet korktuğum ve sensizliğin arkasına saklandığım adeta sığındığım için.
24 Nisan 2011 Pazar
garip
Aşkın en yüce işlevi, sevilen insanı özgün ve yeri doldurulmaz biri yapmasıdır. Ama aşıklar yine de kavga eder. Çoğunlukla aralarındaki havayı yeni baştan elektriklendirmek, ilişkilerini canlı tutabilmek için ederler bu kavgayı
ave maria
eğer dünyanın gündüz kadar geceye de ihtiyacı varsa, ruhun da aydınlığı dengelemek için karanlığa ihtiyacı olması gerekmez miydi?
otogar
''Otogar gibiydi bizim ev. Aileyi oluşturan insanlar bir araya gelmişler ama yolcu hepsi. Ellerinde valizleri, otobüs de gelmiyor bir türlü.. Gidecek bunlar ama gidemiyorlar, yollar tıkalı, kapanmış.. Herkesin kurtulmaya çalıştığı o ortamda yeiştim ve bende de alıp başını gitme duygusu yerleşti. Ama yaşım ufak gidemiyorum'' Ne güzel söylemiş cezmi
soldier's poem
lise yıllarımın şarkısı... yolda yürürken bile açsam şarkıyı gözlerimi kapardım ve ölece dinlerdim.. eğer hoşunuza gittiyse siz de benim gibi yapın gözünüzü kapatın birkaç dakikalığına ve şarkıyı hissedin:)
yetenek mi bu da benim küçük yeteneğim:)
bazen kulaklığın birini bi kulağıma takarım ve o parçayı artistin kulağıma fısıldadığını hayal ederim. Mesela eğer ben istersem zülfü livaneli akşam otobüsünde sol kulağıma 'gözlerin' türküsünü fısıldar :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

